Neden Bilim Vadisi

Günümüzde bilimsel çalışmalar magazin ve sporun gölgesinde kalkmakta ve ne yazık ki genç nesil sadece tüketici olmaktan öteye geçememekte. İnternetteki mevcut bilimsel siteler ise ne yazık ki bir elin on parmağını geçemeyecek sayıda...

Bu gerçeklerden yola çıkarak bir grup akademisyen arkadaşımızın da desteği ile bilim vadisi'ni kurmaya karar verdik.

Bilim vadisinde konuları, özellikle yeni neslin bilimsel çalışmalara olan ilgi ve merakını artıracak boyutta anlaşılır şekilde sunmaya gayret etmekteyiz.

En büyük teleskop gece mesaisinde

150 santimetre çapıyla Türkiye'nin en büyük teleskobunun yer aldığı Saklıkent'teki gözlemevinde görev yapan uzmanlar, çalışmalarını gece yürütüyor.

TÜBİTAK tarafından Antalya Saklıkent'teki 2 bin 500 rakımlı Bakırlıtepe'de kurulan Ulusal Gözlemevi'nde görevli uzmanlar, gece başladıkları çalışmalarını sabahın ilk ışıklarına kadar sürdürüyor.

Gözlemevi yerleşkesi içinde yer alan, 150 santimetre çaplı Türkiye'nin en büyük teleskobuyla birlikte 100, 60 ve 45 santimetre çaplarındaki diğer 3 teleskop aracılığıyla gök cisimlerini ve foton ışınlarını inceleyen bilimciler, elde ettikleri verilerle ulusal ve uluslararası çeşitli bilimsel çalışmalara da imza atıyor.

Ay'a araç gönderme yarışı

Aya insansız araç indirme yarışında bir tarafta Rusya ve Hindistan, diğer tarafta ise Çin var gücüyle çalışıyor.

Ayladır süren pazarlıklar ardından Rus ve Hintli mühendisler aya gönderilecek bir robot üzerinde birlikte çalışmaya başladı.

2013 yılında aya iniş yapması hedeflenen robot projesi, Çin'in göndermeyi planlandığı Change-3 uzay aracıyla hemen hemen aynı zamana denk gelecek.

Ayın yüzeyi ile temasa geçen son insan yapımı araç, 1976 yılında dünyanın uydusuna iniş yaptıktan sonra toprak numuneleri ile geri dönen Luna-24 adlı Sovyet aracıydı.

Gördüğünüz UFO'ları bildirin!

Brezilya'da hükümet, hava sahası içinde görülebilecek tüm 'tanımlanamayan uçan cisimler'in raporlanmasını isteyen bir kararname yayınladı.

Brezilya hükümeti, tüm pilotlardan görev sırasında rastladıkları ‘tanımlanamayan uçan cisimleri’ (UFO) rapor etmelerini istedi.

Ülkede dün yürürlüğe giren kararnamede, askeri ve sivil tüm pilotlarla hava kontrolörlerinden gözlerine çarpan UFO’ları ulusal havacılık savunma komuta dairesine bildirmeleri talep edildi. Brezilya hava sahasında fotoğraflanan veya filme çekilen tüm bu ‘tuhaf’ cisimler derlenip kataloglanacak.

Çin’den ilk insansız uzay aracı

Çin, ilk insansız uzay aracını yaptıklarını ve aracın elektronik, mekanik ve termal test aşamasında olduğunu açıkladı.

8,5 ton ağırlığındaki Tiengong-1 isimli aracın, gelecek yıl yörüngeye gireceği belirtilerek, aracın ‘’Uzun Yürüyüş II-F’’ roketleriyle uzaya taşınacağı söylendi.

Tiengong-1, kısa süre sonra uzaya gönderilecek ve halen yapım aşamasında olan Şıncou-8 adlı uzay aracıyla kenetlenecek.

Kenetlenme sırasında görev yapacak taykonotlardan ikisinin bayan olduğu öğrenildi.

Kimyasal tarım ilaçlarındaki gizli tehlike

ABD'de yapılan bir araştırma, hamilelikleri süresince çeşitli tarım ilaçlarına maruz kalan annelerin çocuklarının, büyüdüklerinde dikkat sorunu yaşadıklarını gösterdi.

Sonuçları "Environmental Health Perspectives" dergisinde yayımlanan araştırma, hamileyken idrarında daha fazla kimyasal tarım ilaçlarının izlerine rastlanan kadınların çocuklarının, 5 yaşına geldiklerinde dikkat eksikliğine bağlı hiperaktivite sorunu yaşamaları olasılığının diğer annelerin çocuklarına oranla daha fazla olduğu saptandı.

Orgonofosforlu tarım ilaçlarının böceklerin sinir sistemine saldırdıklarının bilindiği, California Berkeley Üniversitesinden bilimadamlarının yaptığı bu araştırmanın, bunun insan beyninin gelişimini de etkileyebileceği yönünde daha önce elde edilen kanıtları destekler nitelikte olduğu belirtildi.

Güneşten gelen sağlık

Oxford Üniversitesi'nde yürütülen araştırmaya göre, en fazla güneş ışığında bulunan D vitamininin faydaları bilinenden çok daha fazla.

Araştırmaya göre, "Güneş ışığı vitamini" olarak da bilinen D vitamini eksikliğinin, bağışıklık sistemi hastalıklarının yanı sıra bazı kanser türlerine yatkınlığı da arttırdığını gösteriyor.

Uzmanlar dünyada bir milyardan fazla kişide D vitamini eksikliği olduğuna dikkat çekiyor.

Oxford Üniversitesi'nde yürütülen araştırma D vitamininin, insanın biyolojik işleyişindeki rolünün bilinenden çok daha önemli olduğunu ortaya çıkardı.

Yazın bulaşıcı hastalıklar neden artıyor?

Sıcak ve nemli ortamda hızla çoğalan bakteri ve virüsler, kolay bulaşan ve salgınlara yol açan hastalıklara neden oluyor. Bunun son örneği İstanbul'da panik yaratan 'kırmızı göz' hastalığında yaşandı.

Yaz aylarında yiyecek ve içeceklerin yanı sıra, havuz veya deniz sularıyla bulaşan ve hızla yayılan enfeksiyon hastalıkları sağlığı tehdit ediyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da salgına neden olan 'kanlı göz' hastalığı, yani adeno viral konjoktivit de sıcağın etkisiyle hızla yayılan enfeksiyonlardan biri oldu.

Sıcak havalarda bulaşıcı hastalıkların daha çok görüldüğünü belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Mamçu, özellikle ortak kullanım alanlarında hızla artan mikropların daha çok göz ve kulak enfeksiyonları ile ishale neden olduğunu söyledi.

Otizme 10 dakikada teşhis

Bilim adamları, erken teşhisi önemli, ancak bir o kadar da zor olan otizm hastalığına 10 dakikada tanı konulmasını sağlayabilecek bir yöntem geliştirdi.

İtalyan La Stampa gazetesinin haberine göre, İngiltere'deki Psikiyatri Enstitüsünden Chiristine Ecker ve ekibi tarafından geliştirilen özel bir yazılım yardımıyla kullanılan manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemiyle sosyal etkileşimi ve iletişimi engelleyen bir gelişim bozukluğu olan otizm dakikalar içerisinde teşhis edilebilecek.

Geliştirdikleri programın, hastalığın tanısına yardımcı olan anatomik özellikleri belirleyebildiğini kaydeden Ecker ve ekibi, bunun doğruluğunu ispatlamak için 20 otistik yetişkine, dikkat eksikliği olan 20 kişiye ve 20 sağlıklı bireye MR'la beyin taraması yaptırdı.

Tübitak mobil imzaya geçti

TÜBİTAK'ta, kurum süreçlerinin güvenli elektronik ortama taşınması çalışmaları çerçevesinde, 2007 yılından itibaren kullanımına başlanan elektronik imzadan sonra ''mobil imza'' kullanımına başlandı.

TÜBİTAK'ın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, e-imza gibi ıslak imza ile aynı hukuki geçerliliğe sahip olan mobil imzada, akıllı kart okuyucu olarak cep telefonu ve güvenli elektronik imza oluşturma aracı olarak da GSM SIM kartı kullanılıyor.

Mobil imza teknolojisinin, donanım ve yazılım platformlarından bağımsız olması, yaygın GSM alt yapısı, kullanım kolaylığı ve göreli olarak daha ekonomik oluşu gibi kullanıcıya avantaj sağlayan bir çok özelliği bulunuyor.

Bakterileri yok eden ilaç

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Doç. Dr. Özlem Azap, özellikle ilaca dirençli bakteri gelişen yoğun bakım hastalarının tedavisinde kullanılan “kolistin” etken maddeli ilacın son günlerde Türkiye'de bulunamaz hale geldiğini belirterek, “Bunun anlamı, hastalarımızın ölümle karşı karşıya kalmalarıdır” dedi.

TTB Başkanı Eriş Bilaloğlu ve Merkez Konseyi üyeleri Doç. Dr. Özlem Azap ile Prof. Dr. Murat Akova tarafından, TTB genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında, mevcut antibiyotiklerle tedavi edilemeyen dirençli bakteri gelişen, özellikle yoğun bakım hastalarının tedavisinde kullanılan “kolistin” etken maddeli ilacın son zamanlarda Türkiye'de bulunamadığı dile getirildi.

Azap, önceki yıllarda daha çok, yoğun bakım ünitesinde uzun süre yatan hastalarda görülen dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların, son yıllarda kanser tedavisi alan, organ nakli olan, hatta kısa süreli yatış gerektiren rutin ameliyatlardan birini geçiren hastalarda bile görülmeye başlandığını söyledi.

Beyinsel gelişim bozukluğuna neden olan gen

Türkiye’de akraba evliliğine bağlı beyinsel gelişim bozukluğu bulunan çocuklarda yapılan genetik inceleme sonucunda WDR62 genlerinin bozuk olduğu ortaya çıktı.

Ekibin başında olan Yale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Günel “Birbirinden bağımsız olduğu düşünülen hastalıkların tek gendeki bozukluklara bağlı çıktığı anlaşıldı. Beyin oluşumunun düşündüğümüzden daha karmaşık olduğunu belirlendi” dedi.

YALE Üniversitesi Beyin Damar Hastalıkları Cerrahisi Bilim Dalı Başkanı ve Beyin Genetiği Programı Direktörü Prof. Dr. Murat Günel’in başında bulunduğu ekip, beyin gelişimde çok temel rol oynayan yeni bir geni keşfetti. Türkiye’deki merkezlerle ortak yapılan çalışmada, akraba evliliğine bağlı beyninde gelişim bozukluğu bulunan çocukların DNA’larına bakıldı ve WDR62 adlı genin gelişimsel beyin hastalıklarındaki rolü gösterildi. İstanbul, Cerrahpaşa, Hacettepe, Ege, Kayseri Erciyes, Acıbadem Üniversitesi Tıp fakülteleri ile Bahçeşehir Üniversitesi’nden toplam 33 bilim insanının işbirliğiyle gerçekleştirilen araştırmaya, Yale Üniversitesi Obama hükümetinin verdiği 2 milyon dolarlık fonunu ayırdı. Araştırma sonuçları dünyanın en saygın bilim dergilerinden Nature’de dün yayınlandı.

4 işlem yapabilen molekül

Prof. Dr. Akkaya, hayal sınırlarını zorlayan icadıyla maddenin en küçük yapı taşlarından olan molekülleri matematiksel işlem yapabilir hale getirdi.

Geçen yılın TÜBİTAK ödüllü bilim adamı Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Umut Akkaya, hayal sınırlarını zorlayan icadıyla maddenin en küçük yapı taşlarından olan molekülleri, matematiksel işlem yapabilir hale getirdi.

İcatla, bilgisayar işlemcilerinin bu akıllı nano boyuttaki moleküllerden yapılabilmesi için ilk ve en önemli adım da atılmış oldu.

Profesörün icadıyla, gelecekte çok daha küçük boyutta molekül bilgisayarların yapımı da hayal olmaktan çıktı.

Yapay zeka çalışmaları bilimkurgu filmlerini aratmıyor

Akıllı protezlerden ‘arkadaş’ bilgisayarlara kadar pek çok yeniliği doğuran yapay zeka çalışmaları bilimkurgu filmlerini aratmıyor.

Felçli bir kişiyi yeniden yürütebilmek, inme ve Parkinson hastalarına eski davranışlarını kazandırabilmek, kaybedilen uzuvları tüm duyuları hisseden protezlerle restore etmek ve omurilik felçlilerinin bilgisayarlarla iletişimini sağlayabilmek için beyin sinyallerinin sinir hücreleriyle ilişkisini çözmeye çalışan ‘beyin mühendisleri’nin çalışmaları milyonlarca insana umut veriyor.

ABD-Türkiye İleri Araştırmalar Enstitüsü'nün Antalya'nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan beldesinde geçen ay düzenlediği ''Global Sağlıkta Fırsatlar ve Zorluklar'' konulu foruma katılan bilim adamları, bilimkurgu filmlerini aratmayacak çalışmalarında insan beyninin mekanizmasını çözmek için uğraş veriyor.

Süpernova 3D olarak görüntülendi

Astronomlar ilk kez süpernova olarak bilinen bir yıldız patlaması sonrasını 3 boyutlu gözlemledi.

168 bin ışık yılı uzaktaki 1987A adlı süpernovayı gözlemlerinde Şili'deki Very Large Telescope'u kullanan astronomlar, gözlemlerinin sonucunda, asıl patlamanın çok şiddetli ve bir yöne yoğunlaşmış olduğunu gördü.

1987'de ilk kez görülen ve 383 yıldır çıplak gözle izlenen ilk süpernova patlamasının 3 boyutlu görüntüleri, patlamanın bazı yönlerde diğer yönlerden daha şiddetli ve hızlı olduğunu, düzensiz bir şekil oluşturduğunu gösteriyor.

Bilim adamları, patlamadan fışkıran ilk materyalin hızının, bir yolcu uçağından 100 bin kez hızlı, saatte 100 milyon km hızla yol aldığını belirtirken, ilk çıkan materyalin bu inanılmaz hızla bile, yıldızın ölürken püskürttüğü gaz ve toz bulutuna ulaşmasının 10 yıl aldığını kaydediyor.

Pentagon DNA aşısı peşinde

Amerikan ordusu, askerlerini her daim dinç ve zinde tutmak için onları DNA bazlı aşılarla korumayı planlıyor.

ABD Savunma Bakanlığı, Amerikan askerlerini var olan hastalıklara ve bu hastalıkların geçirebileceği patojenik mutasyonlara karşı ‘DNA bazlı’ aşıyla korumayı planlıyor. Bu yöntemin önündeki en büyük engel olan, aşı molekülünün hücre içine nasıl sokulacağı sorunu da ‘hücreye elektrik verilerek’ çözülecek.

Wired dergisinin haberine göre Pentagon, aşıların mükemmel kılınmasına yönelik akıllı çözümler için bilim insanlarını seferber etmiş durumda. DNA bazlı aşıları çok önemseyen Pentagon, DNA bazlı aşıları hem normal aşılara göre daha hızlı üretilebildiği hem de daha garantili olduğu için tercih ediyor.

Kara deliklerle ilgili müthiş iddia

Polonyalı bir bilimadamı, her kara deliğin içinde gizli bir kainatın bulunabileceğini iddia etti.

ABD'deki Indiana Üniversitesi'nde görevli Nikodem Poplawski, Einstein'in görecelik kuramına dayanarak bir kara deliğe giren partiküllerin hareketini inceledi.

Bilimadamı, bu araştırmasının sonunda, her bir kara delikte ayrı bir kainatın olabileceği kanısına vardı.

New Scientist dergisinde yayınlanan makalede, Poplawski'nin "Samanyolu Galaksisinin ve diğer galaksilerin merkezindeki kara delikler farklı kainatlara açılıyor olabilir" iddiası yer aldı.

"Boğaz'da nehir var" iddiasına yanıt

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, İstanbul Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti.

Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''İngiliz bilimcilerin İstanbul Boğazı altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı.

Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi.

Tomografi ne kadar kanser yapar?

Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Bor'a göre, görüntüleme yöntemlerindeki radyasyonun yarattığı kanser riski, sigara ve diğer nedenlerdan kaynaklı riske göre çok düşük.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Doğan Bor, medikal görüntülemede asıl sorunun tomografi sisteminin hatalı kullanılmasında ya da kalibrasyon nedeniyle gereğinden çok daha fazla radyasyona maruz kalınmasında yattığını söyledi.

Prof. Dr. Bor, son dönemde ''bilgisayarlı tomografiden (BT) yayılan radyasyonun kanser riskini artırdığına'' ilişkin uluslararası düzeydeki araştırma sonuçlarının ulusal medya kuruluşlarında yer alması üzerine Ensitütü tarafından hazırlanan değerlendirme raporu konusunda bilgi verdi. Bor, ABD kaynaklı bu araştırmalardan birinde, ''2007 yılında yapılan 72 milyon BT incelemesinin ileriki yıllarda 29 bin ilave kanser vakasını ortaya çıkaracağının ve doğal kanser ölümlerine ilave olarak yaklaşık 21 bin kişinin hayatını kaybedeceğinin'' öne sürüldüğünü aktardı.

Kemik kusurlarını, odun parçası ile onardılar

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, 12 koyun üzerinde yapılan bir araştırma, ortopedik cerrahide kemik kusurlarının onarımında odun parçasının kullanılabileceğini ortaya çıkardı.

KTÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı bünyesinde, Prof. Dr. Ahmet Uğur Turhan danışmanlığında, Ortopedi Uzmanı Dr. Adem Yıldız tarafından, ''Ortopedik Cerrahide Kemik Kusurlarının Onarımında Odun Kullanımı'' konulu araştırma gerçekleştirildi.

Dr. Yıldız, ortopedik cerrahide müdahale gerektiren hasarların, sonuçları bakımından tedavisi zor hastalıklardan olduğunu ve tedavinin maliyetini karşılayan devlet açısından da külfete yol açtığını söyledi.

Kansere karşı herpes virüsü

Uçuklara yol açan herpes virüsünün üzerinde oynanmış bir formu, baş ve boğazda görülen kanser tedavisinde kullanılıyor.

İngiltere'nin başkenti Londra'da bir hastanede, 17 hastaya, kemoterapi ve radyoterapinin yanı sıra herpes virüsüyle tedavi uygulandı.

Tümörlerin yok edilmesine yardımcı olan virüsün, kanserli hücrelerin içine girerek, onları içeriden yok ettiği ve aynı zamanda hastanın bağışıklık sistemini desteklediği tespit edildi.

Royal Marsden Hastanesi'nde yapılan ve sonuçları "Clinical Cancer Research" dergisinde yayımlanan araştırmada, hastalarda kanserli bölgenin ameliyatla alınmasının ardından kanserin izine yüzde 93 oranında rastlanmadı. Aradan iki yıl geçtikten sonra da hastaların yüzde 82'sinin kansere yenilmediği gözlendi.

Uzayı en fazla Çin'in kirlettiği açıklandı

Rusya Uzay Ajansı (Roskosmos), uzayı en fazla Çin'in kirlettiğini açıkladı.

Roskosmos'un internet sitesinde yayımlanan açıklamada, uzayı Çin'den sonra en fazla kirleten diğer iki ülkenin ABD ve Rusya olduğu kaydedildi.

Açıklamada, uzaydaki atıkların yüzde 93'ünün bu 3 ülkeden kaynaklandığı belirtilerek, "Tahminlere göre atıkların yüzde 40'ını Çin, yüzde 27,5'ini ABD, yüzde 25,5'ini Rusya, yüzde 7'sini uzay araştırmalarına katılan diğer ülkeler üretiyor" denildi.

NASA, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi ülkelerin uzayı en fazla kirleten ülkeler olduğunu açıklamıştı. NASA'ya göre, Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetleri, imha ettiği toplam 1402 uydu ile 4 bin 431 uzay aracı parçasını dünya yakınlarında uzaya fırlattı.

Bilim adamları Mars'ta yaşam izi buldu

Araştırmacılar, kızıl gezegen Mars’ta yaşama dair iz barındırdığını düşündükleri kayalar keşfetti.

Bilim insanları, fosilleşmiş yaşam izleri taşıdığını düşündükleri kayaların, Mars’ın yüzeyinde, çatlaklardan oluşan Nili Fossae bölgesindeki kayalarda bulunduğunu açıkladı.

Uzmanlar Mars’ın karanlık yüzünde kalan hendek benzeri bir yapıya sahip olan bölgenin, Dünya’daki yaşama ait ilk fosillerin bulunduğu Avustralya’nın Pilbara bölgesindeki coğrafi yapıya tıpa tıp uyduğunu belirtti.

Yapılan çalışmada elde edilen bulguların Earth and Planetary Science Letters dergisinde yayımlanacağı belirtildi. California’daki SETI Enstitüsü’ne bağlı araştırmacılar, Dünya’nın yüzeyinde yaşama dair ilk izlerin korunmasını sağlayan sıcak su süreçlerinin Mars’ın Nili Fossae bölgesinde de gerçekleşmiş olabileceğini belirtti.

'Ünertan'a sahip Hataylı ailenin genetik şifresi çözüldü

El ve ayak üzerinde yürüme sendromu 'ünertan'a sahip Hataylı ailenin gen haritasını çıkaran bilimciler büyük ödülün sahibi oldu.

Türk genetikçiler, el-ayak üzerinde yürüme sendromu olarak da bilinen ''Ünertan'' sendromunun ilk olarak görüldüğü Hatay'lı ailenin genetik şifresini çözdü. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özçelik ve Dr. Süleyman Gülsüner'in dünya çapında yankı uyandıran bu başarısı, insan genetiği alanında en prestijli ödül olarak kabul edilen ''Isabelle Oberle Young Investigator Award'' ödülüne layık görüldü.

Araştırmacılar, genin bulunması sırasında dünyada ilk kez kendilerine özgü yeni bir yöntem geliştirdiler ve genin Hatay'lı ailenin dışında başka bir ailede görülmediğini de gen tarama yöntemleriyle saptadılar.

Güneş’teki patlama bizi nasıl etkileyecek?

Amerikan Uzay Dairesi, NASA, hafta sonunda Güneş’te dört büyük bir patlama yaşandığını ve şok dalgalarının bugün Dünya’yı etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Güneş'te meydana gelen bu patlamaların iletişim şebekelerini etkileyebileceği bildirildi.

NASA'ya ait gözlem üsleri, pazar gününden bu yana Güneş'te arka arkaya dört patlamanın meydana geldiğini belirledi.

İlk başta meydana gelen büyük patlamanın diğerlerini tetiklediği tahmin ediliyor. Patlamanın etkisiyle oluşan şok dalgalarının 150 milyon kilometrelik bir mesafe katettikten sonra Dünya'ya ulaşması bekleniyor.

En önemli radyasyon kaynağı toprak!

Nükleer santral yapımı çalışmalarıyla daha sık gündeme gelen aslında yabancımız değil, evrenin ve hayatın bir parçası...

İnsanlar yeryüzünde var oldukları günden bu yana radyasyonla birlikte yaşıyor, doğal ve yapay yollardan radyasyona maruz kalıyor.

Radyasyon doğal ve yapay veya iyonlaştırıcı radyasyon ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon radyasyon olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Doğal radyasyon kaynaklarının başında toprak ve güneş geliyor. Güneşin yanı sıra uzayın derinliklerinden ve hatta galaksilerden, atmosfer içindeki atomlarla etkileşerek gama radyasyonu olarak dünyaya gelen kozmik ışınlar da doğal radyasyon kaynakları olarak biliniyor. Işık görünen, ısı da hissedilen bir radyasyon kaynağı.

Göktaşı 172 yıl sonra çarpabilir!

Büyük göktaşını rotasından saptırma çalışmalarının 50 yıl sonra başlaması gerekiyor.Yoksa çok geç olacak!

NASA tarafından sürekli gözlem altında tutulan bir asteroidin 2169 ile 2199 yıllarında Dünya’ya çarpabileceği ve en olası tarihin 2182 yılı olduğu bildiriliyor.

Gerçi asteroidin Dünya’ya çarpma olasılığı şimdilik 1000’de 1 olarak hesaplanıyor. Ama 2182 yılında bu olasılık 500’de 1’in daha altına iniyor.

Potansiyel katil, (101955) 1999 RQ36 adlı ortalama 560 metre çapında bir asteroid. Dünya’ya tehlikeli olabilecek kadar yakın yörüngelerde dolanan ve gözlem altında tutulan yaklaşık 2500 büyük asteroitten biri . Bunlara 236 kuyrukluyıldızı da eklemek gerekiyor. (NASA’nın son çalışmalarına göre çapı 1 km’yi aşan asteroidlerin sayısı (en büyüğü 25 km) 500-600 kadar. Ancak daha küçük çapta olan bilinen asteroidlerin sayısı 7000’i aşıyor.

Dünyada bir ilk!

Bu yöntemle, hasta henüz hayatta ve sağlıklıyken Alzheimer’ı teşhis ediyor!

ABD’de beş yıl önce “Avid Rasyofarmasötik” adlı bir şirket kuran Dr. Daniel Skovronsky, geliştirdiği yeni tarama yöntemi ve radyoaktif mürekkebi test etmek için, ölmek üzere olan Alzheimer hastaları üzerinde çeşitli deneyler gerçekleştirdi.

Skovronsky, hastalar hayattayken yaptığı beyin taramalarını ölümlerinin ardından otopsi sonuçlarıyla karşılaştırdı. Aldığı olumlu sonuçlara rağmen çalışmaları bilim çevreleri tarafından yetersiz ve etik dışı bulunan Skovronsky, geçtiğimiz 14 Mayıs tarihinde aldığı bir e-posta ile çabalarının karşılığını aldı. Test sonuçlarının yer aldığı e-postada, Skovronsky ve ekibinin geliştirdiği tarama yönteminin Alzheimer hastalığını, hasta henüz hayattayken kesin olarak belgeleyebildiği yazılıydı. Bu konudaki araştırmaların yaklaşık 20 yıldır devam ediyor olması sebebiyle, bu e-posta bilim dünyası için büyük önem taşıyordu.

Kanserde kişiye özel aşı

ABD’li bilim adamları kişiye özel kanser aşısı geliştirmek için önemli adımlar atıyor. ABD’de mayısta prostat kanserine karşı geliştirilen aşı onay alırken, çeşitli kanser türlerine karşı 12 aşı onay bekliyor...

Amerikalı bilim adamları kanserli mücadelede yeni bir yöntem üzerinde çalışıyor. ABD’nin Houston kentindeki ünlü Anderson Kanser Merkezi’nden Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi’ne kadar birçok merkezde uzmanlar kişiye özel kanser aşısı geliştirmek için önemli adımlar atıyor.

Aslında rahim ağzı ve karaciğer kanseri gibi hastalıklar için önleyici aşılar bulunuyor. Ancak araştırmacılar kanser olan kişilerin tümörlerini küçültmek için aşı geliştiriyorlar. Johns Hopkins Hastanesi’nden Profesör Leisha Emens “Vücuda tümörü reddetmeyi öğretiyoruz. Bağışıklık sistemini kullanan bu yöntem direkt olarak kanserli hücreleri hedef alıyor, dolayısıyla yan etkisi daha az oluyor” diyor.

6 saat sürmesi planlanan uzay yürüyüşü

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki iki kozmonot, 6 saat sürmesi planlanan uzay yürüyüşü boyunca tamirat yapacak.

Rus kozmonotlar Fyodor Yurçihin ile Mihail Kornienko, tamir amacıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) ayrılarak uzay yürüşüyüne başladı.

Rusya'nın başkenti Moskova'nın hemen dışındaki Rus Görev Kontrol Merkezi'nden yapılan açıklamada, Yurçihin ve Kornienko'nun bugün sabah saatlerinde uzay yürüyüşüne çıktıkları bildirildi.

Açıklamada, iki kozomonotun UUİ'ye kenetlenen Otomatik Transfer Araçları adı verilen Avrupa Uzay Ajansı'ndan gönderilen erzak gemilerini gözlemlemek amacıyla kullanılan bir video kamerayı değiştirecekleri belirtildi.

Son yorumlar

Anket