Ömer Hayyam (Bilim Adamı Yönüyle)

Asıl adı Gıyaseddin Ebu'l Feth Bin İbrahim El Hayyam'dır. 18 Mayıs 1048'de İran'ın NİŞABUR kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. "Çadırcı" anlamına gelen soyadı babasının mesleğinden gelir.

Ömer Hayyam daha çok şiirleriyle anımsanır, oysa onun diğer bilim dallarında da önemli çalışmaları bulunmaktadır.İlgilendiği ve üzerinde çalıştığı konulara gelince:

Matematik - Fizik - Anatomi - Geometri - Şiir - Edebiyat - Tıp - Müzik

Yaşadığı dönemin tüm bilgileriyle donandığı bilinen Ömer Hayyam ne yazık ki yaptığı çalışmaların çoğunu yazmamıştır, oysa bugün daha çok Batı kökenliymiş gibi bizlere öğretilmiş birçok matematik ve geometri teorisinin gerçek babası Ömer Hayyam'dır.

Neden saçlarımız beyazlar?

Beyaz saçlarımız nasıl artar? Tekrar eski haline döner mi? İşte tüm bu sorularınızı yanıtı...
Sizde günden güne saçlarınızdaki beyazların arttığını fark ediyor musunuz? İşte sebepleri...
Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez.

Bakterileri tanıyor musunuz?

Bakteri dünyası, canlı çeşitliliğine, neredeyse sonsuz denilebilecek bir oranda katkıda bulunuyor. Her gün yeni türler keşfediliyor ve birbirinin aynı olduğu düşünülen bakterilerin bile metabolizmaları incelendiğinde, aslında farklı türler oldukları ortaya çıkıyor. Bakteriler, Yeryüzü'nde yaşamın sürekliliği için çok önemli birçok biyokimyasal olayın gerçekleşmesini sağlıyor
Tek olumsuz yönleri bazılarının hastalıklara yol açmaları; ancak, doğanın dengesinin korunması açısından düşünürsek hastalık yapıcı bakterilerin bile yararlı olduğu öne sürülebilir.

Öpücüklerin Bilimsel Anlamları

Matematikciler der ki:
- Öpücük, sonsuzluktur cunku burada 2'nin boleni yoktur.

Ekonomistler der ki:

- Öpücük, talebin her zaman icin arzdan fazla oldugu bir alisveristir...

Muhasebeciler der ki:

- Öpücük, geri donusum sagladigi icin kar orani yuksek bir tur kredidir..

Geometriciler der ki:

- Öpücük, iki dudak arasindaki en kisa mesafedir

Fizikciler der ki:

- Öpücük, kalbin yogunlasmasi sonucu iki dudagin birbirine yapismasidir.

Kimyacilar der ki:

- Öpücük, iki kalbin birlesmesi sonucu ortaya cikan reaksiyondur.

Anatomi profesorleri der ki:

- Öpücük, ask ve heyecan tasiyan bakterilerin tukuruk yoluyla agizdan agiza gecmesidir.

Fizyoloji profesorleri der ki:

Örümcek agını inceleyen bilim adamları neleri kesfetmisler!

Örümceğin ağını örerken salgıladığı iplikçikler, başlangıç şeklini koruyarak, dağcıların başına geldiği gibi örümceğin ipin ucunda fır dönmesini engelliyor. Örümcek ipliğinin moleküler yapısını inceleyen Fransız araştırmacılar, büyük bir sürprizle karşılaştı. Bu ipliğin diğer tüm ipliklerden çok daha sağlam ve esnek olduğunu zaten bilen araştırmacılar, ipliğin, bir de şekil hafızası bulunduğunu belirledi.

Şansın bilimsel analizi ve kriz IQ'su

Neden bazı insanlar uçak kazasından burnu bile kanamadan kurtulur ya da işini kaybettikten sonra mücadele azmini kaybetmeyip başarıya ulaşırken, bazılarının böyle bir şansı hiç olmaz?

Örgü şişi önce kalbine saplandı, sonra hayatını kurtardı. Ellin Klor yaşadığı bu tuhaf olayı tebessümle hatırlıyor. Ancak başına gelen, bu o kadar da keyifle hatırlanacak bir şey değildi. Özellikle de doktorlar, göğüs kemiğini delip sağ karıncığına giren tahta şişi çıkarmak için ameliyathanede göğüs kafesini açtıklarında.

Şaşırtıcı bilimsel gerçekler

- Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır

- Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu
oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir.

- Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Hatta çoğu
zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar.

Küresel ısınmaya neden olan CO2'ye çözüm

Japonya küresel ısınmaya neden olan karbondioksidi
sıvı hale getirerek yeraltına enjekte edecek.
Enjekte edilen karbondioksidin 1000 yıl boyunca toprakta güvenle duracağı belirtiyor.

TOKYO - Japonya Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlatılan bir taslağa göre, 2020 yılına dek 200 milyon ton karbondioksit yeraltında saklanacak. Yeraltı deposu, ülkenin 15 yıl içinde üreteceği karbondioksidin yüzde 15’ini karşılayacak. Ton başına 50 dolar olan enjeksiyon maliyetini Japonya Ekonomi Bakanlığı tarafından karşılanacak. Bunun için fabrika çıkışında karbondioksit basınçla sıvı hale dönüştürülecek; sonra da yeraltındaki kaya katmanlarının arasında enjekte edilecek.

Sayılar Tarihi Uzerine

Yazılı tarihe göre matematikle ilgili ilk bilginler, milattan önceki Yunan bilginleridir: Bu dönemde Tales, Pisagor, Öklid, Arşimed gibi bilim adamlarının karşımıza çıktığını görmekteyiz.

Daha sonra İslamiyet’in ilk yıllarından itibaren 7. yüzyıl ile 16. yüzyıl arasında Müslüman matematik bilginlerinin eserlerini görüyoruz: Bilinen ilk cebir kitabını Harezmi (780 - 850) yazmıştır. El-Kitabül Muhtasarfi Hesabil Cebri ve’l-Mukabele isimli eserden Arapçadaki “cebir” Batı dillerine “algebra” olarak çevrilmiştir. Ayrıca “hesap metodu” anlamına gelen “algorithma”, “el-Harezmi” kelimesinden gelmektedir.

Astronomi Tarihi

Ortaçağ
Çeviriler yoluyla Yunanlılardan alınan bilimlerden birisi de astronomidir. İslâm Dünyası'nda astronomi, Aristoteles'in bilim anlayışının etkisi ile matematiğin bir dalı olarak benimsenmiş ve bu nedenle Güneş, Ay ve diğer beş gezegen ile yıldızlara ilişkin gözlem verileri, hareketli geometrik düzeneklerle anlamlandırılmaya çalışılmıştır.

İslâm Dünyası'nda astronomlar, birbirleriyle bağlantılı olan iki tür etkinlik üzerinde yoğunlaşmışlardır: Hem gözlem aletleriyle gökyüzünü gözlemlemişler hem de gözlem verilerini hareketli geometrik düzeneklerle anlamlandırmaya çalışmışlardır. Bunlardan ilki, gözlemsel astronominin alanına girmektedir ve bu konuda İslâm astronomları, belki de gözleme daha yatkın olan bilim anlayışlarının bir sonucu olarak Yunanlılardan daha derin izler bırakmışlardır.

Doğa yasaları üzerine

Nasrettin Hoca eşeğini yitirmiş. Çarşı pazar dolaşırken "Benim eşeği bulana, yularıyla, semeriyle birlikte bağışlayacağım" diye yeminler edermiş. Birileri yolunu kesmiş:" Hoca! Yuları,semeriyle birlikte bağışlayacak olduktan sonra eşek bulunmuş bulunmamış, sana ne yararı olur?" diye sormuşlar.

Hoca gülümsemiş:

"Bulmanın tadını unutmayın!"

Büyük Democritos da "Pers kralı olmaktansa bir doğa yasası bulmayı yeğlerim" demişti. Bunu da unutmayın!

Pusula hakkında bilgi

Karalar gözden kaybolduktan sonra, denizde artık deneysel kurallara dayanılarak yol bulmak ve bunu sürdürmek imkânsızdı. Bilimsel tekniğe baş vurmak zorunlu olmuştu. Gidilecek mesafe çok uzak oldu mu, dünyanın küresel yüzeyi düz bir planda gösterilemiyordu. Bu nedenle, gemiciler son çare olarak XVI. yüzyıla kadar kullanılacak "Yer yuvarlağı"na baş vurdular; artık geminin bulunduğu yer, enlem ve boylamlara göre belirlenmekteydi.

Hava yastıkları hakkında bilgi

Hava yastıkları 80'li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Nanoteknoloji'nin gelecekteki uygulama alanları

Malzeme ve İmalat Sektörü:

Malzemelerin atomik ve moleküler boyutlardan başlayarak inşa edilmesi, konvansiyonel metodlar ile elde edilen malzemelere oranla daha sağlam ve hafif maddelerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu malzemeler, daha düşük hata seviyeleri ve eşsiz dayanıklılık güçleri ile hali hazırdaki bir çok endüstriyel süreç için devrimsel yenilikler getirecektir. Benzersiz ve alışılmamış özellikleri ile nano tüpler, elyaflar, lifler ve kaplama malzemeleri imalat yöntem ve tekniklerinin gelişmesine imkan sağlayacaktır.

NanoTeknolojinin Tarihi

NanoTeknolojinin Tarihi

60'lar-Feynman:

Nanoteknoloji vizyonunun ortaya çıkışını, 1959 yılında fizikçi Richard Feynman’ın malzeme ve cihazların moleküler boyutlarda üretilmesi ile başarılabilecekler üzerine yapmış olduğu ünlü konuşmasına kadar dayandırabiliriz, (There is Plenty of Room at the Bottom). Bu konuşmasında Feynman minyatürize edilmiş enstrümanlar ile nano yapıların ölçülebileceği ve yeni amaçlar doğrultusunda kullanılabileceğinin altını çizmiştir.

80'ler-Uygun mikroskopların geliştirilmesi:

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar

İçeriği paylaş