Antifiriz Sistemiyle Hayatta Kalan: Kanarya Bitkisi

Antifiriz Sistemiyle Hayatta Kalan: Kanarya Bitkisi

İnsanların belirli teknik imkanlara sahip olmadan yaşayamayacakları kadar tehlikeli coğrafi koşullarda ayakta kalmayı başaran bazı bitkiler, estetikleri, savunma sistemleri ve zorlu koşullara karşı aldıkları tedbirlerle bilim adamlarını hayrete düşürmektedir. Yetiştiği topraklardaki suyun, ısının ve minerallerin yeterli olmamasına rağmen hayatta kalmayı başaran bu mucizevi canlılardan biri de, ekvator akşamlarının dondurucu rüzgarları arasında yetişen kanarya bitkileridir.

Ekvator bölgesinde binlerce metre yüksekliğindeki Kenya dağı yıllardır, oldukça büyük ve gösterişli bir görünüme sahip olan kanarya bitkilerine (senecio vulgaris) ev sahipliği yapmaktadır. Geceleri toprağın üzerinde ince bir buz tabakasının görüldüğü bölgede, Kenya dağının etekleri bu kanarya bitkileriyle kaplıdır.

Gündüz oluşan kavurucu sıcaklığın, geceleri şiddetli bir soğuğa dönüştüğü ekvator iklimi nedeniyle, bu bölgede birçok bitki için yaşam mümkün değildir. Bu nedenle geceleri üzerlerini büyük bir hızla kaplayan kırağıya rağmen canlılığını devam ettiren kanarya bitkileri, bilim adamları için uzun süre önemli bir araştırma konusu olmuştur.

Bitki Gövdesinde Antifriz Sistemi

Üzerini saran buz tabakasının altından kurtulmayı başararak toprakta boy atan kanarya bitkisi, hiçbir bitkinin kolay kolay dayanamayacağı zorlu şartlara, antifriz sistemini andıran çok ilginç yöntemlerle karşı koyar.

Soğuğa karşı verdiği mücadelede kanarya bitkisinin kullandığı ilk yöntem, yapraklarında geliştirdiği özel bir savunma şeklidir. Kanarya bitkilerinin yapraklarında, dokuların kırağıdan zarar görmesini engelleyen özel bir madde üretilmektedir. Bu koruyucu madde sayesinde bitkinin üzerindeki ince buz tabakasının Güneş'in altında eridiği, sonra gövdesinin yeniden eski canlılığına kavuştuğu görülmüştür. Ancak kırağının kanarya bitkisine vereceği zararların, sadece bu madde ile önlenemeyeceğini bilen araştırmacılar, bu düşük ısılarda bitkinin nasıl olup da donmadığı konusunda son derece ayrıntılı bir inceleme yapmışlardır. Allah'ın ilmiyle kuşatılmış olan kanarya bitkisinin, ekvator ikliminin zararlı etkilerinden kurtulabilmek için kullandığı ikinci bir yöntem bu incelemeler sonucu açığa çıkmıştır.

Çetin Şartlarda Zorlu Bir Mücadele

Oldukça güzel bir görünüme sahip olan kanarya bitkileri, soğuğun etkisiyle donmaya başlayan gövdelerini ısıtmak için, son derece akılcı bir yöntem daha kullanırlar.

Gün ışığıyla birlikte bitkinin üzerini saran buzlar erimeye başlar. Bu sırada yaprak gözeneklerindeki su da buharlaşır. Fakat kanarya bitkisinin yaşayabilmek için, boşalan gözeneklere suyu geri göndermesi ve kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kalan yapraklarını kurtarması gerekmektedir. Yaprakların ihtiyacı olan suyu gönderebilmek için gövdesindeki su kanallarını kullanmak zorunda kalan bu çiçekleri bekleyen hayati bir tehlike daha vardır: Havanın soğumasıyla birlikte su kanallarının da yavaş yavaş donmaya başlaması. Donmanın etkisiyle kısa sürede kuruyup ölmesi beklenen kanarya bitkisinin, tam aksine son derece sağlıklı bir şekilde hayatına devam ettiği görülmüştür.

Bunun sebebi bu bitkilerin diğer bitkilerde oldukça nadir rastlanan son derece ilginç bir metot kullanarak, su kanallarını kaplayan buzlardan kurtulmayı başarmalarıdır. Kanarya bitkisinin yuvarlak gövdesini saran yaprakların en alt halkası, her yıl belirli bir dönemde kurumaya başlar. Ancak yapraklarının bir kısmı kuruyan kanaryalar, diğer bitkilerin aksine bu yaprakların toprağa düşmesine izin vermez ve gövdelerinde tutmaya devam ederler. Böylece gövdesinin en alt kısmında kalın bir zırh oluşturan bu kuru yapraklar, dışarıdaki şiddetli soğuğa karşı bitkiyi korumuş olur. Bu akılcı yöntemle gövdesindeki kanalların buz tutmasını engelleyen kuzey kanaryaları, geriye kalan yapraklarının hayatına devam edebilmesi için gerekli olan suyu da onlara rahatça göndermeyi başarırlar.

Kanarya Bitkisini Bekleyen Diğer Tehlike

Gövdeyi zırh gibi sararak bitkiyi soğuğa karşı koruyan bu yapraklar aynı zamanda, hiç hesapta olmayan bir tehlikenin daha ortaya çıkmasına sebep olur. Bu tehlike, yaprakların kuruduğu halde aşağıya düşmemesi ve toprağa karışmaması nedeniyle bitkinin köklerine yeterli besinin ulaşamamasıdır. Ölü yapraklardan toprağa karışacak olan maddelerin eksikliği nedeniyle kanarya bitkileri, köklerinin emebileceği yeterli miktarda besini bulamazlar. Bu durumun farkına varan bilim adamları kısa sürede ölmesi gereken bu bitkilerin bütün ihtişamıyla buzlu toprakların üzerinde nasıl olup da canlı kalabildiğini uzun zaman araştırmışlardır. Çünkü köklerin bağlı olduğu toprak hiçbir şekilde bitkiyi yaşatabilecek bir besin zenginliğine sahip değildir. Fakat her zorluk karşısında en akılcı ve en isabetli şekilde kendini savunarak hayatta kalmayı başaran kanarya bitkisi, bu durum karşısında da olabilecek en isabetli davranışı sergiler.

Rabbimiz'in kendini koruyacak bilgi ve sistemlerle donattığı kanarya bitkisi, adeta yaşaması için topraktan gerekli besini alamayacağını anlayarak gövdesinde yedek kökler meydana getirir. Araştırmacıların hayretle ve merakla izlediği bu olayın sırrı, ancak yedek kökler ulaşmak istedikleri yere vardığında açığa çıkmıştır. Büyük bir kararlılıkla ölü yapraklara yönelen yedek kökler, bu yapraklara ulaştıklarında, buradaki besini emerek kendini güçlendirmeye başlamıştır. Ölü yaprakların toprağa karışmaması nedeniyle gerekli besini sağlayamayan bitki, bunun yerine gövdesinden çıkardığı bu ek kökler yardımıyla hayatta kalmayı başarır.

Bitkilerdeki Korunma Taktikleri Rabbimiz'in İlhamıdır

Yaşadığı ortamın güçlüklerini biliyormuşçasına her yönüyle tam bir savunma içinde olan kanarya bitkilerinin, kendilerini olabilecek en akılcı metotlarla korumaları, bilim dünyasında hayranlık uyandırmıştır. Kanarya bitkilerinin hava koşulları değiştiğinde ilk iş olarak kırağının dokularına vereceği tahribatı hesap ederek bir madde üretmeye başlaması, gerçekte şuur gerektiren bir davranıştır. Oysa bir bitkinin kendi aklıyla soğuğun zararını ortadan kaldıracak ve aynı zamanda da bünyesine zarar vermeyecek bir maddenin formülünü keşfedip sonra da elindeki imkanlarla bunu üretmeyi başarması imkansızdır. Hatta insanların bile böyle bir buluş yapabilmeleri için son derece gelişmiş bir teknolojiye ve konuyla ilgili uzun bir eğitime ihtiyaçları vardır. O halde kanarya bitkisi, böyle bir maddenin formülünü nasıl akletmiş ve bunu üretmek için gereken sistemi kendi içinde oluşturmaya nasıl karar vermiş olabilir? Üstelik yaşayabilmek için, aldığı bu tedbirin de yeterli olmayacağını bilen kanarya otları, soğuğun kanalların içindeki suyu dondurma ihtimaline karşı da ikinci bir savunma geliştirmiştir.

Tüm bu gerçekler de göstermektedir ki; son derece kusursuz bir tasarıma ve korunma taktiklerine sahip olan kanarya bitkilerine bu bilgileri yükleyen, onlara şekil veren, tüm olumsuz koşullara rağmen her açıdan mükemmel bitkilerin yetişmesini sağlayan, alemlerin Rabbi, herşeyden haberi olan Yüce Allah'tır. Bu gerçek bir ayette şöyle bildirilmiştir:

"Sizin İlahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında İlah yoktur. O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır." (Taha Suresi, 98)

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar