Biyoteknoloji ABD`nin yeni silahı oldu

Biyoteknoloji ABD`nin yeni silahı oldu

Kendini dünyanın sahibi sanan ABD şimdi de genetiği değiştirilmiş ürünlerle insanlığa karşı saldırıya geçti. `Açlıkla mücadele ediyoruz`bahanesiyle genetiği değiştirilmiş tohumları fakir ülkelere sokan ABD, planını İsrail`le birlikte uyguluyor.

(GDO) Nedir?

Genetiği Değiştirilmiş Organizma(GDO), biyolojik yöntemlerle bir canlıya kendi genetik özelliği dışında başka bir canlının genetik özelliklerinin eklenmesi şeklinde tarif edilebilir. Bu gibi özellikler hem bitkiden bitkiye, hem de hayvandan bitkiye aktarılabiliyor. Bunun sonucunda bir domatese balığın genetik özelliği kazandırılıyor. Bu işlemler sözde verimliliği artırmak, böceklere karşı dayanıklılık sağlamak, tıbbi ilaçlarda kullanmak ve yeryüzündeki açlığı azaltmak için yapılıyor. Ancak bu ürünler toksin üreterek, insanlarda kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarına sebep olmasının yanı sıra transgenetik ürünleri yiyen böceklerin ve kuşların da ölümüne sebep oluyor. GDO`lu üretim yapan en büyük ülke Amerika kıtasındaki ülkeler. Özellikle Amerika genetik tarımla domates, patates, mısır, kavun, soya, pamuk, papatya, yer fıstığı, ayçiçeği, pirinç gibi gıdaları üretip ithal etmekte ve muz, karpuz, ahududu, çilek, biber, ananas, kiraz gibi ürünlerin genleri üzerinde denemeler yaparak, bunları da ithal ediyor. Bu ürünler dünyaya yayılırken bir çok ülke bunları almak istemiyor. Türkiye`de ise ne gümrüklerde, ne de diğer kontrol bölgelerinde GDO analizi yapacak laboratuvar yok. Bu yüzden kontrol edilemiyor.

Bilim adamları endişeli

TÜBİTAK`ın verilerine göre, dünyadaki 72 milyon hektarlık soyanın yüzde 57.5`i, 34 milyon hektarlık pamuğun yüzde 21`i ve 140 milyon hektarlık mısırın yüzde 11`i trans genetik. Türkiye`de ekimi, dikimi ve ithal alımı yasak olmasına rağmen 2003 yılında 800 bin ton soyanın yüzde 90`ı ve 1.8 milyon ton mısırın yüzde 80`i ABD ve Arjantin`den alınmış. Türkiye bu ülkelerden hala ürün almaya devam ediyor. Uzmanlar ise alınan ürünlerin tohum olarak kullanılmasını da göze alarak trans genetik bitkilerin rüzgar, arı ve böceklerin etkisiyle tozlaşacağını, böylece başka alanlara da yayılacağını savunuyorlar. Geni değiştirilmiş ürünler alerjik sorunlara da sebep olabiliyor. Ayçiçeğine alerjisi olan biri, bilmeden ayçiçeği geni aktarılmış bir yer fıstığı yediğinde, yine ayçiçeğindeki alerjik reaksiyona maruz kalıyor.

Tehlike çok büyük

Amerika bu tür ürünleri sadece ithal etmiyor, asitli içeceklerde, sebze konserve ve pürelerinde ve hatta bebek mamalarında bile kullanıyor. Transgenetik ürünlerin kullanım alanı bunlarla da sınırlı kalmıyor. Bir çok gıda ürününde düzenleyici katkı maddeleri olarak bulunuyor. Avrupa Birliği ülkelerinde, içinde binde 9`dan fazla transgenetik madde bulunan besinler etiketleniyor. ABD, bu ülkelerin ürünlerini etiketleme isteğini ise kendi işine gelmediği için gereksiz görüyor. Aslında, GDO`lu üretim yapan firmaların amacı GDO`lu ürün üretmek değil, bu ürünleri ithal etmek. Birçok AB üyesi ülkenin yanı sıra Tayland, Suudi Arabistan, Bolivya, Cezayir, Gana, İsviçre, Zambiya gibi ülkeler transgenetikli gıdaları almayı reddediyor. Açlıktan ölmek üzere olan Afrika ülkeleri bile ABD`den yardım almayı reddedince ABD`li yetkililer, `Dilencilerin seçme hakkı olmaz` demekten utanmamışlardı. GDO`lu ürünlerin açlığa çözüm olacağını savunan ABD eski Başkanı Bush, bunun yeşil devrim olduğunu iddia etmişti.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar