Arı kümeleri zehirli iğnelerini, kurbanına batırarak birçok ölümcül olaya sebep oluyor. Bilim adamları bu süreçten etkilenerek, bu olayın kanser tümörlerini tedavi etmek için alternatif bir tıp olarak kullanabiliceğini düşünüyor.
Bilim adamları arılardan esinlenerek ‘mikroskobik arı’ yarattılar. Bu arılar kanserli bölgeye iğnelerini saplayarak, sağlıklı bölgeye zarar vermeden iyileşmeyi sağlayabiliyor.
Bilim insanlarının geliştirmekte olduğu bir algoritmayla artık insan sesi şifre olarak günlük hayatın her alanında rahatlıkla kullanılabilecek.
North Carolina State Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Robert Rodman, bugüne kadar parmak izi ve retina taraması gibi ileri güvenlik önlemleri arasında yer alan sesin, geliştirilen yeni algoritmayla çok daha hızlı olarak hayatın içinde yer alacağını bildirdi.
Amerikan PNAS dergisindeki araştırmaya imza atan bilim adamları Deng hummasının yayılmaması için hastalığı bulaştıran dişi sivrisineklerin uçamaz hale getirilmesiyle etkin olacağını ortaya koydu.
Deng hummasının yayılmaması için hastalığı bulaştıran dişi sivrisineklerin uçamaz hale getirilebileceği bildirildi.
ABD'nin Rochester Üniversitesinden John Werren ve ekibi, parazit yabanarısının 3 türünün gen haritasını çıkarmayı başardı, böylece yeni doğal böcek öldürücüleri geliştirmenin yolu açılmış oldu.
Werren, büyük bölümü birkaç milimetreyi geçmeyen parazit yabanarılarının birçok zararlı böceğe saldırıp bunları öldürmesi nedeniyle çok yararlı canlılar olduğunu belirtti.
Her yıl teknoloji bir adım daha ilerliyor, yeni keşifler yapılıyor, yeni cihazlar geliştiriliyor. 2009 yılında da sağlık, hizmet ve bilim alanında önemli süreçler yaşandı.
Time dergisi de 2009 yılında bilim alanında karşılaştığımız yenilikleri, buluşları ve gelişmeleri açıkladı. İşte bunlardan bazıları:
Bilim adamları alışılmışın dışında bir başarıya daha imza atarak ışıkla düğüm atmayı başardılar. 1867 yılında bir bilim adamının hayallerinden doğan deneylerin doğurduğu bilgilerin tarihte yeni sayfa açacağı ifade edildi.
Haberin galerisi için tıklayın1867 yılında Lord Kelvin'in atomların yapısını izah edebilmek için teorik olarak ortaya attığı fikirden ilham alarak Professor Sir Michael Berry'nin 2000 yılında Bristol Universitesinde başladığı girdapsal ışık deneyleri sonucunda ışık resmen düğümlendi.
NASA yapılan son gözlemlere göre, Neptün ve Uranüs'te elmas okyanusları bulunduğunu açıkladı.
NASA’dan bilim adamları elmasın erime noktasını bulmak için yaptığı araştırmada tesadüfen Neptün ve Uranüs’ün okyanuslarının elmastan olduğunu buldu
Londra Bilim Müzesinde yüz yılın en önemli buluşu olarak 1. Röntgen cihazı 2. Penisilin oy çokluğu ile seçildi…
Londra Bilim Müzesi ’nin kapsamlı anketinde, modern çağların en önemli bilimsel buluşu olarak ‘röntgen cihazı’ seçildi. Yaklaşık 50 bin kişinin oy kullandığı ankete göre en önemli ikinci buluş penisilin, üçüncüsü ise DNA sarmalı.
Müze yöneticileri, müzenin kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla yapılan anket için orada sergilenen temsili ürün ve enstalasyonlar arasından 10 buluş seçti. Daha sonra halkoyuna sunulan listede ilk üç sırayı tıp alanında yapılan buluşlar aldı.
İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırma çerçevesinde, başkalarının acısını hissettiklerini söyleyen kişilerin bunu söylerken beyinlerinde acı hissiyle bağlı bölgelerde hareketliliğin arttığı gözlendi.
Araştırma kapsamında 108 üniversite öğrencisi, yaralı atletler ve iğne yapılan hastalar gibi acı veren durumların görüntülerine maruz bırakılırken, öğrencilerden üçte ikisi, en az bir görüntüde sadece duygusal bir tepki göstermekle kalmayıp acıyı hissettiklerini söyledi.
Madrid'deki Carlos III Üniversitesi'nden bilim adamları tarafından geliştirilen sistem, özellikle sürücülerin uyuya kalmasını engellemeyi amaçlıyor.
Araçta göstergelerin bulunduğu bölüme yerleştirilen kamera, sürücünün göz kırpışlarını, bunların sıklığını, göz kapaklarının açıklık derecesini ve sürücünün baktığı yönü sürekli olarak kaydediyor.
Alyuvarların özelliklerini taşıyan ve görevlerini yerine getirebilen "yapay alyuvarlar" geliştirildi.
ABD'nin Santa Barbara ve Michigan üniversitelerinden bilim adamları, oksijen taşıyan alyuvarların görevini "taklit eden", alyuvarlardan daha küçük parçacıklar geliştirmeyi başardı.
PNAS dergisinde yayımlanan makalede bu parçacıkların ayrıca ilaçları taşıma özelliğinin de bulunduğu belirtildi.
Matematik kelimesi, Yunanca, bilim, bilgi ve öğrenme anlamına gelen matema sözcüğünden türemiş olan ve öğrenmekten hoşlanan anlamına gelen, matematikos kelimesinden gelmektedir. Sanılanın aksine, matematiği, muhasebe, dört işlem, hesaplama ya da "sayıları çalışan bilim" olarak tanımlamak doğru değildir. Matematik bu disiplinleri bünyesinde barındırsa da sadece bunlardan ibaret değildir.
Aslında matematik, kağıt ve kalemle oynadığımız bir oyundur. Bu oyunun en önemli kuralı, kuramın başında belirlenmiş tanımlara ve belitlere (aksiyomlar) sadık kalmaktır.
Stanford Ünüversitesi Beyin Bilimleri Araştırma Merkezi tarafından yürütülen araştırma sonuçlarına göre bilgisayar oyunları, erkeklerin ilkçağlardan bu yana süregelen ‘fethetme’ duygusunu tatmin ediyor.
Japon bilim adamları, kablosuz internet bağlantısı sinyallerini engelleyen duvar boyası icat etti.
Kablo karmaşasını yok ettiği ve maliyetleri düşürdüğü için gittikçe yaygınlaşan kablosuz internet bağlantıları, yetkisiz erişim sorununu da beraberinde getiriyor. Şifrelense bile “kırılabilen” ve bir anda tüm bir ağa yabancıların dolmasına neden olan kablosuz internet ağları artık daha güvenli bir hale gelecek.
Hint-Avrupa dil ailesine üye antik bir dildir. Roma imparatorlugunun resmi dili Latinceydi. Daha sonra, ortaçağada kiliselerde Latince kullanıldı. O zamanlar incil Latince olarak yazılırdı. Bu yüzden Latince sembolik olarak Vatikanda kullanılmaktadır.
Güneş saatleri kadar eskiye dayanan ancak, tam zamanı bilinmese de ilk tipleri Mısır'da bulunan su saatleri, dibinde delik olan bir kovanın boşalması ve dolmasıyla zamanı gösterir. Bu saatler, zamana yeni bir bakış şeklini olanaklı kılmıştır. Güneş saatleri belirli bir zamanı gösterirken, su saatleri ne kadar zaman geçtiğini de gösteriyordu. Bu yüzden su saatinin icadı zaman ölçümünün gerçek başlangıcı sayılabilir.
Japon bilim adamları Makoto Kobayaşi ve Toşihide Maskawa ile ABD’li bilim adamı Yoichiro Nambu, 2008 Nobel Fizik Ödülünü kazandı.
2008 Nobel Fizik Ödülleri sahiplerini buldu. Ödüller atom fiziğinde kendiliğinden kırılan simetri olarak adlandırılan mekanizmayı keşfinden dolayı ABD’li bilim adamı Yoichiro Nambu ile doğada maddenin en küçük parçasının en az üç familyasının varlığını tahmin eden kırılmış simetrinin kökenini keşifleri nedeniyle Japon bilim adamları Makoto Kobayaşi ve Toşihide Maskawa’ya verildi.
İnsan; eşya ve hâdiselerin mahiyetini kavrayacak akıl ile mücehhez kılınmış, kendisine ilim ihsan edilmiş yegâne canlıdır. Hz. Âdem’in (as) diğer mahlûkâttan farkı, kendisine ilimlere anahtar olacak Esmâ-i İlâhiye’nin öğretilmiş olmasıdır. Zaten insana ‘eşref-i mahlûkât’ pâyesinin verilmiş olması da bundandır.
2005'in bilimsel tespitleri
Bilim dünyası, 2005′i hareketli geçirirken, neşeli olaylara da imza attı: Nota duyduğunda renk gören kadının hastalığı teşhis edildi. Bir partinin sonunda yiyecek kalıntılarından, davetlilerin DNA profili çıkarıldı. Fil ve papağanın ortak yönü keşfedildi…
AFP
Her canlı sistemin yaratılışında dört çeşit kimyevî molekülden (nükleotidten) kurulmuş, 'A,C,G,T' olarak bilinen sembolik bir lisan kullanılır. Bu lisan, canlının temel modelini ve kalıbını belirleyen genetik programın şifrelenmesinde iş görür. Genom olarak isimlendirilen bu program kitapçığı, Kur'ân'ın tarif ettiği çerçeve içinde "İmam-ı Mübin" isimli kitabın bu âlemdeki bir numûnesidir.
İnsan Genom Projesi'yle birlikte birçok hastalığın tedavisinde yeniliklerden bahsedilmeye başlanmıştır. Bir insanın bütün programının onun her hücresindeki DNA moleküllerine şifrelendiğini bilmemize ve bu bilgiye ait temel kodları da heceleyerek sökmemize rağmen, bu şifreli bilgilerin potansiyel halden görünür hale geçmesinin sırları halen çok kompleksliktir.
Son günlerde klonlama (canlının döllenmeden tıpkısının çoğaltılması) hakkında çok sık tartışmalar duyar olduk. Önce İskoçya'da bir koyunun meme hücresinden "Dolly" adı verilen bir koyun klonlandı.
Bu haber bütün dünyaya yayıldıktan sonra, haklı olarak insanların aklına "Acaba insan da klonlanabilir mi?" sorusunu getirdi. Koyun klonlanabildiğine göre, insanın klonlanması da teorik olarak mümkün gibi görülüyor. Bazı insanlar Einstein'ın yahut yıllar önce hayata gözlerini kapamış liderlerin kopyalanmasının iyi fikir olabileceği konusunu konuşurken, diğer yandan Hitler gibi insanların da kopyalanabileceği, bu yüzden bu kapının hiç açılmaması gerektiği savunuldu.
1900
Mendel yasalarının doğruluğu deneylerle kanıtlandı. 1822′de Avusturya’da doğan Gregor Mendel 1856 yılında kalıtımla ilgili çalışmalarına başlamıştı. Bezelyelerle yaptığı deneyler sonunda kalıtmın yasalarını ortaya atan Mendel, kalıtımbilimin (genetiğin) doğmasına olanak sağlamıştır.
1901
Bitkilerdeki Barkot Sistemi Bilime Işık Tutuyor
Marketten aldığınız ürünlerin fiyatları, ürünlerin üzerinde yer alan barkotların kasalarda okunması ile belirlenir. Son yıllarda günlük yaşantımızı kolaylaştırmak amacıyla kullanmaya başladığımız barkot sisteminin bir benzerini bitkiler yaratıldıkları andan beri uygularlar.
Bitkilerdeki Barkot Sistemi Nedir?
Böyle bir sistemin keşfi, önümüzdeki dönemde ne gibi faydalar sağlayacaktır?
Sonuçlar size karşınızda düzenli bir olayın olduğunu söyledi. Eyvah, aklınızı işin içine karıştırdınız! Çünkü sizin gördükleriniz arasında "düzen" diye "düzenli" diye bir şey yok. Ama gördüklerinizin, zihninizin "düzenli" diyebileceği bir kalıba uygun olduğunu gördünüz ve "düzenli" dediniz. Hadi bu kadar taraflılık olsun diyelim.
Derken, "Bu düzenin gerisinde bir düzenleme fiili olmalı..." diye düşünmek aklınızdan geçince, "Hayır" dediniz. "Bunlar beni ilgilendirmez. Tarafsız olmak zorundayım."
* Nanoteknoloji nedir, hangi boyuttaki madde ve sistemlerle ilgilenir?
* Nanoteknolojide kullanılan karbon nanotüplerinin ilgi çeken özellikleri...
* Nanoteknoloji, hangi alanlarda ne gibi yenilik ve kolaylıklar getirmektedir?
* Tabiatta nanoteknolojiye misâl olabilecek hâdise ve sistemler...
Daha küçük, daha hızlı ve daha dayanıklıyı araştıran nanoteknoloji, bize en küçük boyutların dünyasını açmaktadır. ‘Nano’ herhangi bir fizikî büyüklüğün milyarda biri demektir. Bir nanometre içine yan yana ancak 2–3 atom sığdırılabilir. İnsanın saç teli çapının yaklaşık 100.000 nanometre olduğu düşünüldüğünde, ne kadar küçük bir ölçekten bahsedildiği daha rahat anlaşılır. Nanoyapılar, uzunluk olarak bakıldığında yaklaşık 10-100 atomluk sistemlere (10-9 metre) karşılık gelmektedir.
Evolüsyon (evolution) terimi Türkçe bilim literatürüne bu yüzyılın başlarında tekamül, yakın zamanda ise "evrim" şeklinde çevrilerek girmiştir ve hâlen, hangi disiplinde kullanılırsa kullanılsın genellikle bu şekilde karşılanmaya devam etmektedir. İlmî tartışmaya konu olan bir teori çerçevesinde evrimin biyolojik bir hâdise olduğu iddia edilir, fakat jeolojik zaman ölçeğinde gerçekleştiği kabul edildiğinden deney-gözlem-istatistiki analiz-sentez sürecine girmez. Dolayısıyla tabiî bitimler açısından ilmî bir isbatı da yoktur.
Albert Einstein yüzyılımızın önemli isimlerinden birisi hiç şüphesiz. Onu, ilk defa Galile tarafından dile getirilen fakat kendisinin geliştirdiği izafiyet teorisi, ayrıca madde-enerji ilişkisini veren ünlü (E=mc2) denklemi ve 1922'de Nobel ödülü almasını sağlayan fotoelektrik etki üzerindeki çalışmalarıyla tanıyor dünya.
Einstein sadece iyi bir fizikçi ve matematikçi değildi, matematiği fizikte iyi kullanabilme kabiliyetine de sahipti. Evreni en azından mekanik anlamda iyi anlayabilen başarılı bir sentezciydi.
Türlerin Kökeni'nin yayınlandığı 1859'dan bu yana Darwin'i desteklemek amacıyla çok sayıda delil ileri sürülmüştür. Tabiî seleksiyon yoluyla evrimin tabiatta doğrudan gözlendiği ve izole durumdaki yeni popülasyonların -türlerin- daha önceki mevcut türlerden geldiği iddia edilmiştir. Fakat darwinci teorinin iddiası daha uzağa gitmektedir. Ernst Mayr'in belirttiği gibi bu teori, evrimin, tamamen tabiî seleksiyonun yönlendirmesi altındaki küçük genetik değişimlerin tedricen birikmesiyle ortaya çıktığını; türden türe evrimin, popülasyonların ve türlerin bünyesinde meydana gelen olayların hayalen ötelenmesinden başka bir şey olmadığını iddia etmektedir. Oysa Darwin modelinin mikroevrim ölçeğinde söyledikleri makroevrim ölçeğindeki başarısızlığının altını çizmekten başka bir işe yaramamaktadır. Bilindiği gibi mikroevrim bir türün kendi sınırları içinde geçirdiği değişimler olup, buna en tipik örnek farklı insan ırklarının varlığıdır. Bilimsel gözlem ve teste dayanmayıp sadece bir önkabul olarak ifade edilen makroevrim ise, mikroevrimin belli bir birikime ulaşması sonucunda türün farklı bir türe dönüşmesi olarak tarif edilmektedir.
Son yorumlar
3 gün 18 saat önce
4 gün 21 saat önce
5 gün 11 saat önce
5 gün 15 saat önce
3 hafta 3 gün önce
4 hafta 1 gün önce
4 hafta 3 gün önce
4 hafta 5 gün önce
4 hafta 5 gün önce
18 hafta 19 saat önce