Moleküler Motorlar

EĞER 1 mm’nin milyonda biri büyüklüğünde bir motor üretmeniz mümkün olsaydı, bu motorun milyarlarcasını bir çay kaşığına sığdırabilirdiniz. Bu inanılmaz gibi görünen durum aslında canlılarda mevcuttur. Moleküler motorlar canlıların hücrelerinde yer alırlar. Lineer hareket iskelet kası hücresinde, dairesel hareket ise hemen her hücrede bulunan ATP sentetaz enziminde mevcuttur. Bu doğal motorların önemli özellikleri, enerji üretilirken sürekli olarak hareketlerini devam ettirebilmeleridir. Mühendisler tabiattaki bu mikroskopik motorları örnek alarak benzer sistemleri sentetik olarak üretebilmek için son yıllarda büyük çaba sarfetmektedirler.

Çok yeni iki bulgu kimyasal sentez yoluyla moleküler boyutta motor üretilebileceğini göstermektedir. Amerikalı bir grup bilim adamı, moleküler boyuttaki bir motorun ilk aşamalarını üretmeyi başardılar. Bu modelde kimyasal bir sinyal geldiğinde kasılıp gevşeme hareketlerini yapabilmektedir. Bu iki filamentin birbiri üzerinde kayabildiği ilk sentetik moleküldür. Bu hareket kas hücresindeki filamentlerin hareketine benzemektedir. Kas hücrelerinde bulunan filamentler de kasılıp gevşeme hareketini birbiri üzerinde kayarak gerçekleştirirler. Amerikan Kimya Kurumu Dergisindeki bir araştırma raporuna göre ise, elektriksel durumlarındaki değişikliğe cevap olarak dönme hareketi yapabilen diske benzer yapıların üretilebileceklerinden söz edilmektedir.

Lineer veya dönme hareketi yapabilen yukarıda bahsedilen sentetik sistemler, motordan ziyade anahtar rolü oynamaktadır. Gerçek anlamda bir motorun ortaya çıkması için belirli hareketlerin serbestçe ve kontrolsüz bir şekilde yapılabilmesi yeterli değildir. Motorun işletim sisteminin de bir şekilde kontrol edilebilmesi gerekir. Ancak böylece hareket istendiğinde başlatılır veya durdurulur. Bunu yapmanın birçok değişik yolu vardır. Bu Araştırmalar oksidasyon veya redüksiyon gibi kimyasal metotlarla bu sentetik moleküler motor öncüsü olan moleküllerin istenilen lineer veya dairesel hareketi yapabildiği gösterilmiştir. Bu hareketlerin moleküler düzeyde sentetik sistemlere yaptırılabilmesi çok önemli bir bilimsel aşamadır. Ancak gerçek anlamda moleküler motorların ortaya çıkması ve bunların günlük hayatımızda makroskopik boyutta işlev görebilmeleri için daha epey mesafe alınması gerekmektedir.

Rabbimizin eserlerini mikroskopik boyutta da inceledikçe, O’nun ilminin ne kadar engin olduğunu her geçen gün daha iyi anlamakta, aslında bu evrende ne kadar aciz olduğumuzu da daha iyi kavramaktayız. Medeniyetimizi ilerletmenin de ancak O’nun yarattıklarından örnek alarak mümkün olabileceğini de görmekteyiz.

* Nature Dergis’inin 9-Kasım-2000 sayısındaki "In Control of Molecular Motion" adlı makaleden derlenmiştir.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar