Bütün bu görünen âlemin temelinde ve ortaya çıkan özelliklerde, atom ve moleküllerin faaliyeti vardır. Besin kaynaklarımız olan şeker, yağ ve protein; atomların bir araya getirilmesiyle teşekkül eder. Meselâ klorofil; karbon, hidrojen, oksijen, azot ve magnezyum gibi atomlardan yapılmış bir fabrika gibi çalışır. Ona sadece ışık, su ve karbondioksit verilir; bir müddet sonra karşılığında kutu kutu şeker, top top kumaş, harika elbiseler, lezzetli yiyecekler alırız.
* Kıyamet hâdisesi ile ‘karadelik çekim kuvveti’ arasında
nasıl bir münasebet kurulabilir?
* Devenin iğne deliğinden geçmesi ve zamanda geriye gitmek
nasıl mümkün hâle gelebilir?
* Güneş’in batıdan doğmasına sebep olabilecek muhtemel tesirler…
Kur’ân-ı Kerîm’de, kıyamet esnasında vuku bulacak hâdiseler açıkça tasvir edilir. Âyetlerde kıyametin, sadece dünyayı değil, diğer gök cisimlerini de içine alan, kâinat çapında bir son olduğuna dikkat çekilir.
EĞER BİR ELMAYI dünya kadar büyütebilmek mümkün olsaydı, bu büyüklükle orantılı olarak, elmayı oluşturan her bir atom, futbol topu büyüklüğüne gelecekti. İşte o zaman onlardan bir tanesini elimize alır, evirir çevirir ve atom hakkında merak ettiğimiz her şeyi öğrenebilirdik değil mi?.
Yo hayır!
Anne karnındaki dokuz aylık seyahatımızı tamamlayıp da dünyaya gözümüzü açtığımızda, kendimizi yine anne karnı gibi sıcak ihtiyaçlarımızın eksiksiz temin edildiği canlı bir yuva içinde buluruz. Yüzyıllar boyunca değişmeyen dinamik bir denge içinde tutulmuş ortalama bir sıcaklık değeri, hoş ve ılıman bir iklim hüküm sürer dünyamızda. Güneş’e daha uzak bir dünyada yaşasaydık, Mars’ta olduğu gibi dondurucu soğuklar, Güneş’e daha yakın mesafedeki dünya ise Venüs’te olduğu gibi yakıcı sıcaklar içinde bulurduk kendimizi.
SİNİRLERİNİZDE duyuların, tellerde elektriğin iletilmesinde ben varım diyordu uğultulu bir nağme ile elektron. Kulağımızı daha da yaklaştırdık. Vazife diliyle ondan şunları işitmeye başladık:
Benim olmadığım yerde ışık da ses de teşekkül etmez. Güneşten ya da ampülden yayılan ışığı ben karşılarım. Elektroniğin temeli de bana verilen özelliklere dayanır. Renk renk desen nakışlarda, kuş sesinde, böcek sesinde, tüm seslerde varım. Sıcaklık ve soğukluk, yumuşaklık ve sertlik de benimle ilgilidir. Şöyle ki bir yerde ne kadar yoğun bulunursak, maddeyi o kadar sert bulursunuz.
Maddenin temelinde ne bulunduğu ve maddenin aslının neden ibaret olduğu öteden beri insanoğlunun en çok merak ettiği konulardan birisi oldu. Maddenin varlığı atom çekirdeğinden ibaret olduğuna göre peki çekirdek elemanları (proton ve nötron) ne kadar maddedir? Onlar maddeye ne kadar benziyorlar?
BİLİMİN geldiği nokta bize şunu söylemektedir: Bütün galaksiler, yıldızlar, kara delikler; yani gözlemlediğimiz evren, gerçekte evrende olması gereken maddenin yüzde onuna karşılık geliyor. Yüzde doksan, ne olduğunu bilmediğimiz, hakkında hiçbir fikrimiz olamayan, “Karanlık Madde”den ibarettir.
Son yorumlar
1 gün 3 saat önce
2 gün 6 saat önce
2 gün 20 saat önce
3 gün 33 dakika önce
3 hafta 23 saat önce
3 hafta 6 gün önce
4 hafta 23 saat önce
4 hafta 2 gün önce
4 hafta 3 gün önce
17 hafta 5 gün önce